4- Yüküm Ağır, Yardım Et

(Matta 11)

28-“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.

29-Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.

30-Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir.”


Ben Türkiye’de sarhoş babanın bir kızıydım. Hayatım hep alkol kavgaları ile geçmişti. Kendimi bildim bileli çalışmak ve en zoru çalıştığım tüm parayı aileme vermek zorunda olan bir kızdım. Evlendikten sonra da eşime ve ailesine vermek zorunda bırakıldım. İki çocuk, ikisi de küçük ve yolda üçüncü çocuk olduğunu öğrenince babamdan İsa Mesih’in sözleriyle yardım istedim:”Yüküm ağır, üç çocuk fazla. Affet, bana yardım et.”


Bu duaları ederken üçüncü çocuğum ölmüş fakat ben anlamamışım. Tam dört ay ölü cenin içimde kalmış. Normalde beni zehirlemesi gerekirken etrafına koruyucu bir madde örmüş. Doktorlar şaşırdı, üç hastane gezdirdiler. İlginç bir vaka olduğunu öğrencilere gösterdiler. Bir araştırma konusu olduğu için tedavi ve ameliyat parası almadılar.

Tanrı’nın şifasıyla karşılaşmış oldum.


Hastaneden eve geldiğimde korkmuştum, şeytanın suçlamalarına maruz kaldım. Şeytan sürekli kulağıma:” Bak sen hastalandın, sen kötüsün, çocuk istememek ne demek, yorulamazsın. Duygusuz anne, sevgisiz anne.”Dedi. Evde yatağımda yatarken ölmeyi dilemeye başlamıştım. Aldığım şifa aklıma gelmediği gibi babam Tanrımın bana kızgın olduğunu düşünüyordum.


Kocama başımda dua etmesini söyledim, sürekli bana dua etti. Birden önümden beyaz bir şey geçti ve kocama; meleğimin yanıma geldiğini söyledim, fakat ruhsal bilgi olarak meleklerin geleceğini bilmiyordum.


İçimden, Tanrı’dan tek bir dileğim olduğunu ve bunu söylemem gerektiğini düşünürken görüm görmeye başladım. Havada duruyordum, iki yanımda sıra halinde melekler vardı. Benim tek derdim; çocuklarımın İsa’yı tanıyarak büyümeleriydi.


Babam bana seslendi:”Korkma, onlar bana ait. Bana ait olanı benden kimse alamaz. Gökyüzünde en güzel yeri onlara ayırdım.”


İçimdeki ikinci soru; ölecek olmamdı. Tekrar Tanrı seslendi:

“Ölmelisin, ölmeli ve yeniden dirilmelisin ki kapıları sen çalacaksın, kapılar onlara açılacak.” Daha sonra,” Hani ağınız nerede? Ağ atacaktınız nerede kaldı?” Dedi.


Görümümde ben normal kıyafetteyken yavaş yavaş bana açık, parlak, beyaz bir elbise giydirdi. Ben yeryüzüne indim, tek sıra halinde insanlar vardı. Yeşillik, ağaçlı bir yer ve tahta büyük kapılar… Sırayla kapıları çaldım, kapılar açıldılar. İnsanlar sevinç içinde o kapılardan yavaşça girdi. Sırada ailemde vardı.


Ben bu görümü gördüğüm zaman en fazla dört aydır İncil okuyan bir imanlıydım. Daha sonra okudukça bu seslerin İsa Mesih’in sözleri olduğunu anladım.


Kendimizi, yani geçmişimizi öldürmemiz gerek. Geçmiş, acılar, nefret günah barındırır. Geride bırakırsak utancımız, günahımız olmayacaktır. Tüm yükü İsa Mesih’in kurban olduğu zamana bıraktım. Yeni bir babadan tekrar doğdum. Küçük bir çocuk olarak kimseye kızgınlık, nefret yok, ben Tanrım’ın soyundan gelen yeni bir bebeğim. Geçmiş yok. Gelecek, bana verilen o büyük lütuf ve Tanrı’nın vaadi.


Rab’be şükürler olsun, hem fiziksel hem ruhsal şifa verdi, dilerim sizler de alırsınız.

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

3- Eski Hayatım

İncil okudukça daha onunla tanışmadan beni ne kadar koruduğunu fark ettim.

1- Rabden İlk Tat

Zor bir evlilik, anne babamın kaybı, dört ve beş yaşında iki çocuk, fakirlik, eziyet.O sıralarda karşıma Tanrı’nın müjdesi yani İncil çıktı.

© 2021 sozumuzvar.com