1- İlk Denemem (Buyruk)

İman ettim, yeniden doğdum, kocam içkiyi bıraktım, kendi evim var. Her Pazar kiliseye gidiyorum, doğduğum şehir Ankara’ya gelmişim, kimse dışlamamış, çocuklarım uslu. Rab ile tanıştıktan sonraki bir buçuk yılım.


İncil okuyorum, dua ediyorum, herkese İsa Mesih’i anlatıyorum. İsa Mesih’in bize en büyük buyruğu neydi?

30 Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.”

Bu kolay, benim için çok kolay, Rabbim’i çok seviyorum. Bu dünyada ondan başka kimsem yok. Tek güvencem, tek sırdaşım, o. Başka yok. Koşulsuz, sonsuza kadar seviyorum.

31 İkincisi de şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’ Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.”

Bunlardan daha büyük bir buyruk yok. Bu da çok kolay gibi geliyor, değil mi? Ama kolay değil.


İsa Mesih, seni seveni sevmek kolay, seni sevmeyeni de sevmeli, affetmelisin, der. Benim için çok zor çünkü işin içinde köpek soyu diye seni çağıran kaynanan, annene yıllarca eziyet etmiş alkolik baban, sürekli dayak yediğin kocanı affetmekte var.


İşin kolayını buldum. Tanrı’nın sözleriyle başladım sürekli dua etmeye.


Rabbim, bana senin sevgini öğret. O çarmıha bizi ne kadar çok seviyordun ki yürüdün. Son sözlerin affet oldu. Öğrencilerin ölürlerken öldürenleri babanın affetmesini dilediler. Babam, her şeyi ve yaratan ve tamamlayan, benim günahımı affet ama onlarınkini affetme diyemem. O günlerde ve hala bana bu sevgiyi öğret diye dua ederim.


Cevap, bir telefon geldi. Kaynanam çok kötü ve hasta, yalnız olduğunu söyledi. Kocam gitmemiz gerek dedi. Bütün koşullar gitmemiz gerektiğini gösterdi. Çorlu’ya döndük, hastalıkta ona baktım, onun için dua ettim. İşe girdim, kaynanamın isteği üzerine beraber oturduğumuz evi yüklü bir kredi çekerek yaptırdım. Borç çok maaş azdı. Kaynanam, nasıl olsa bunun borcu çok, bir yere gidemez, dedi ve zulüm yeniden başladı. Bu sefer kızıma da zulüm ediyordu. O ev yaşanmaz hale geldi. Kocam yeniden içmeye ve Tanrı’dan uzaklaşmaya başladı.


Şimdi nasıl bu ikisini sevebilirdim? Nasıl affedebilirdim? Borcum var diye alay ediyorlardı. Benim ise tek isteğim başka bir eve çıkmaktı, biliyordum Tanrı bana yardım edecekti, para umurumda değildi. O cinlerle dolu, sürekli kavga olan evden gitmem lazımdı.

İşten geldiğimde yine laflar işittim, odama geçtim. İnandığım Tanrıma diz çöktüm ve kendi sözlerini kullanarak Rab’be yalvarmaya başladım.


“Beni ikiyüzlü insanlardan kurtar. Beni değil onları bereketle, onlara esenlik ver.” Dedim. Şaşılacak derecede dualarım kendimden çıktı. (Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.) Onları iyiliği üzerine yoğunlaştı. Sonra kalktım, kaynanamın önünde eğildim. “Elini ver öpeyim, beni affet.”Dedim. Şaşırdı. “Ben haklıyım ama benim inandığım, iman ettiğim Tanrım bunu benden istiyor. Ver elini öpeyim.” Dedim. Yanaklarını öpmeye başladım.

Özgürdüm.


Artık içimde ona karşı hiçbir şey yoktu. Tekrar diz çöktüm ve dua ettim, şükrettim. Bu olaydan bir hafta geçti. Ben çok güzel bir ev tuttum, yeni bina, onlardan uzakta. Bunları yaparken benden hiç para çıkmadı. Çok az tanıdığım bir imanlı kardeşin içine doğmuş, bana para gönderdi.


Rab’be şükürler olsun. Rab sadıktır, doğruları ödüllendirir.

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

2- Tanrı ile Beraber Affetmek

Hayatıma geri dönüp baktığımda benim kalbimi en çok bağ kurduklarım kırabiliyor...

© 2021 sozumuzvar.com